28 Kasım 1964’te fırlatılan Mariner 4, Mars’ın kuru, kraterlerle kaplı ve çorak manzarasını gözler önüne serdi. Bu olay, Mars ile ilgili hayalleri sarsarken, aynı zamanda Güneş Sistemi’nin keşfinde yeni bir çağın başlangıcını müjdeliyordu.
Mariner 4’ün Mars’a ulaşması yaklaşık sekiz ay sürdü. Dünya ile Mars arasındaki 220 milyon kilometrelik mesafeye rağmen, araç 12 dakikalık radyo sinyalleriyle iletişim kurmayı başardı. NASA’nın Jet Propulsion Laboratuvarı’ndaki ekip, her komutu 12 dakika önceden planlamak zorunda kaldı. İlk fotoğrafın ekrana yansıması büyük bir heyecanla karşılandı.
Mariner 4 mühendisi Bill Momsen, ilk fotoğrafta beliren bir şekli “lens çatlağı” sanmıştı. Ancak daha sonra anlaşıldı ki, Mars’ta bulutlar da vardı ve yüzeyinde derin kraterlerle dolu bir arazi bulunmaktaydı. Su ya da kanallar gibi yaşam olasılıkları ise büyük ölçüde sarsıldı.
İlk gönderilen 22 fotoğraf, Mars yüzeyinin sadece yüzde 1’ini kapsıyordu ve tesadüfen oldukça kraterli bir bölgeyi gösterdi. Bugün biliyoruz ki Mars, kraterlerin yanı sıra volkanik düzlükler, nehir deltaları, toz fırtınaları ve mavi gün batımlarıyla zengin bir yüzeye sahiptir.
Geçen 60 yıla rağmen, Mars’ın geçmişi hakkında hala kısıtlı bilgilere sahibiz. Ancak artık biliyoruz ki, gezegenin yüzeyinde suyun aktığı, volkanik faaliyetlerin yoğun olduğu ve hala devam edebileceği düşünülen derinliklerde bulunabileceği. Üstelik bulutlar, fırtınalar ve iz bırakan toz hortumları da keşfedilmiştir.
Reklam & İşbirliği: [email protected]