Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 21. MÜSİAD Expo Uluslararası Fuarı ve 29. IBF Uluslararası İş Forumu Açılış Töreni’nde küresel ekonomi ve ticaretin mevcut durumuna dair açıklamalarda bulundu. Yılmaz, jeopolitik gerilimler, artan korumacılık ve dönüşüm süreçlerinin küresel ekonomide dalgalı bir seyir izlediğini belirtti.
İsrail-İran arasındaki gerilimin küresel mal ve hizmet ticaret beklentilerini olumsuz etkilediğini, lojistik maliyetlerini artırdığını ve emtia fiyatları üzerinden enflasyonist baskı oluşturduğunu aktaran Yılmaz, küresel ticarette artan korumacılık eğiliminin de bu gelişmelerin arka planında yer aldığını vurguladı.
Yılmaz, küresel tedarik zincirlerinde yapısal değişimlere yol açan bu eğilimlerin, ülkeleri ‘yakın ülkelerden tedarik’ ve ‘siyasi olarak güvenli, müttefik kabul edilen ülkelerden tedarik’ modellerine yönelttiğini söyledi. Bu durumun, ticaret akımlarını değiştiren ikili ve çok taraflı ticaret diplomasisini daha önemli hale getirdiğini kaydetti.
Yılmaz, iklim değişikliğiyle mücadele ve dijital düzene uyum süreçlerinde uluslararası diyaloğun önem kazandığına işaret ederek, Türkiye ekonomisinin küresel olumsuzluklara rağmen üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle pozitif bir görünüm sergilediğini dile getirdi. Milli gelirin 2002’de 239 milyar dolar iken, 2025’te 1,6 trilyon doları aştığını, bu yıl sonunda ise 1,8 trilyon doları aşmasının beklendiğini ifade etti. Kişi başına düşen milli gelirin ise 2002’de 3 bin 600 dolardan 2025’te 18 bin dolara ulaştığını, bu yıl sonunda 20 bin dolar civarında olması beklendiğini belirtti.
Küresel ekonomideki belirsizlik ve jeopolitik gerilimlerin enerji arzı ve ana ticaret rotalarında riskler oluşturarak teslimat sürelerini uzattığını ve maliyetleri artırdığını belirten Yılmaz, özellikle ana ihracat pazarları olan Avrupa ve MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgelerinde büyüme hızında olumsuz bir tablo yaşandığını söyledi. Bu bölgelerde küresel ticaretin daha olumsuz etkilendiğini, MENA bölgesinde bu yıl yüzde 0,5 küçülme beklendiğini aktardı. Yılmaz, gelecek yıl ticaret ortaklarındaki büyümenin dünya büyümesinin üzerinde olacağı varsayımının, daha olumlu bir perspektif sunduğunu kaydetti.
Mal ihracatının 2002’de 36 milyar dolardan geçen yıl 273,2 milyar dolara çıktığını anımsatan Yılmaz, bu yıl ağustos ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatın 280 milyar doları bulduğunu söyledi. Hizmet ihracatının da 2002’de 14 milyar dolardan 125 milyar dolara yükseldiğini, toplam mal ve hizmet ihracatının ise 2002’de 50 milyar dolardan 400 milyar dolara yaklaştığını belirtti. Pazar çeşitliliğini artırma hedefiyle uzak ülkeler, İslam ülkeleri ve Afrika ülkeleri gibi stratejilerle ihracatın geliştirilmesi ve çeşitlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdürüldüğünü ekledi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yerli üretimin korunmasının önceliklendirildiğini ve ithalata bağımlılığı azaltma yönünde adımlar atılacağını vurguladı. Kalkınma Yolu, Orta Koridor, Zengezur Koridoru gibi bağlantılarla Türkiye’nin ticaret akımlarındaki etkisini artırmayı öngördüklerini, Hicaz Demiryolu güzergahına da yeni bir bakış açısıyla yaklaştıklarını ifade etti. Limanlar, lojistik merkezler ve sanayi bölgelerini bütünleştirerek Türkiye’yi küresel ekonominin üretim, lojistik ve ticaret merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Yılmaz, uluslararası yatırımcılara yönelik öngörülebilir, şeffaf, rekabetçi ve yatırımcı dostu bir iş ortamı sunma vizyonuyla hareket ettiklerini belirtti. Türkiye’de güçlü siyasi istikrar ve dirayetli liderliğin mevcut olduğunu, makroekonomik temellerin de sağlam olduğunu vurguladı. Bütçe açığının uluslararası düzeyde yönetilebilir seviyede olduğunu, cari açığın ise savaşın etkisi arındırıldığında yüzde 2’nin altında seyrettiğini, rezervlerin güçlü olduğunu kaydetti.
CDS’in aşağı seviyelere indiğini, bankacılık sisteminin son derece sağlam olduğunu belirten Yılmaz, makroekonomik temellerin sağlamlığı konusunda vatandaşların tereddüt etmemesi gerektiğini söyledi. Sermaye piyasalarının kısıtlı bir alanında karşılaşılan soruna yönelik idari ve adli tedbirlerin alındığını ve alınmaya devam edildiğini aktardı. Yılmaz, Türkiye’nin sermaye piyasalarında yapısal bir sorun olmadığını, karşılaşılan sorunun spesifik ve sınırlı bir alanda olduğunu, bu sorunların aşılmasıyla piyasaların daha da güçleneceğini vurguladı.
Dış ticaretin kolaylaştırılması için gümrüklerin yakından takip edildiğini, gümrük idareleri ve kapılarının yenilenerek fiziki ve teknolojik altyapılarının geliştirildiğini belirtti. Serbest bölgelerin kapasitelerinin ve etkinliklerinin artırılmasıyla yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomiye katkılarının sağlanmasının planlandığını söyledi. Bu politikalarla dış ticarette rekabetçiliğin artırılacağını ve bölgesel merkez olma konumunun tahkim edileceğini, 2029’da mal ve hizmet ihracatının 450 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini ifade etti.
Reklam & İşbirliği: [email protected]